Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İŞE GİRİŞ / SİGORTA BAŞLANGICI / SÜREKLİ İŞÇİ ŞEKLİNDE GELEN RAPOR TALEPLERİ
#1
Exclamation 
Sevgili arkadaşlar, hepimizin zaman zaman karşılaştığı gibi işe giriş raporları için aile hekimlerine çok fazla müracaat oluyor. Bazen belli şartlar çerçevesinde bu müracaatları olumlu karşılamamız gerekirken, bazen de yasal olarak pek fazla yapabileceğimiz bir şey olmuyor. Ancak bunun sınırları nasıldır, hangi durumlarda aile hekimi (gerekli klinik şartları değerlendirmek suretiyle) rapor tanzim edebilir, hangi şartlarda edemez, bu konular genellikle günlük pratikte tam net olmadığı için hem aile hekimlerini tereddütte bırakıyor hem de talepleri karşılanmayan vatandaşlarda tatminsizlik nedeni oluyor. Hatta bazen sözel ve/veya fiziksel şiddete zemin hazırlıyor. Bu nedenle bu konuyla alakalı hususları bir araya toplayıp açıklık getirmeye çalışacağım.
 
Öncelikle bu konuda mer’î mevzuatı burada not edelim, yeri geldikçe atıf yapacağız:
·     6331 sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu”
·     5510 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu”
·     Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği
·     Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği
·     Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar
·     İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği
·     
İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği'nin Eki (Tehlike Sınıfları Listesi)
·     1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun


Konuyu başlıklar halinde ele alacak olursak;
 
Aile hekimleri işe giriş raporu verebilir mi?

 
Bu konuda en güncel mevzuat olan Nisan 2017’de yayınlanan “Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar” isimli rehberin 25. sayfasında Genel Hükümler başlığı altındaki 8.6’ncı maddesine göre:

Alıntı:
10’dan* az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerlerinde çalışacak olan kişilerin işe giriş raporları, iş yeri hekimliği belgesi aranmaksızın aile hekimleri ve diğer tüm hekimlerce İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik eki Ek-2’de yer alan forma** uygun olarak düzenlenebilir.
(Bu madde burada 1219 sayılı kanunun 12. maddesine 2.1.2014 tarihinde yapılan eklemeye atıfla bu şekilde ele alınmıştır. *Buradaki 10’dan az ibaresi, 6331 sayılı kanunun 15. maddesinin 3. fıkrasında 18.6.2017 tarihinde yapılan değişiklikle 50’den az şeklinde değiştirilmiştir, ancak 1219 sayılı kanunda hâlâ 10 olarak geçmektedir. Dolayısıyla 10-49 çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinin durumu netlik kazanmamıştır. **Bahsedilen form, İşe Giriş ve Periyodik Muayene Formu’dur)

Yani evet, belli şartlarda aile hekimleri işe giriş raporu düzenleyebilir. Ve bunun için bazı arkadaşlarımızın zannettiği gibi işyeri hekimliği sertifikasına sahip olmak zorunda değildir.
 
Aile hekimleri kimlere işe giriş raporu verebilir?
 
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 15'inci maddesi 3. fıkrasına göre;

Alıntı:1)   Az tehlikeli işyerlerinde çalışacak olanlar için,
2)   50’den az çalışanı olan işyerlerinde çalışacak olanlar için.
 
Bu iki madde birlikte bulunmalıdır. Yani 50’den az çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinde çalışacak olanlara rapor verebilir (?). Ancak az tehlikeli olup çalışan sayısı 50 ve üzerinde olan işyerleri için rapor tanzim edemez. Veya çalışan sayısı 50’den az olan ancak tehlikeli veya çok tehlikeli işyerlerinde çalışacaklar için rapor tanzim edemez.

Ancak yukarıda değinildiği gibi, 1219 sayılı kanunun 12. maddesine 2.1.2014 tarihinde aşağıdaki ibareler eklenmiştir:

Alıntı:(Değişik dördüncü cümle: 2/1/2014-6514/21 md.) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile aile hekimleri, kurum ve kuruluşlarındaki çalışma saatleri dışında ve kurumlarının izniyle aylık otuz saati geçmemek üzere iş yeri hekimliği yapabilir. Döner sermayeli sağlık kuruluşları ise kurumsal olarak işyeri hekimliği hizmeti verebilir. (Ek cümle: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, iş yeri hekimliği eğitimi alma ve iş yeri hekimliği belgesine sahip olma şartı aranmaksızın 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli iş yerlerinin iş yeri hekimliği görevini yapabilirler. Bu maddenin uygulamasına ve işyeri hekimliğine ilişkin esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir.

Bu maddeden anlaşılan; aile hekimleri işyeri hekimliği sertifikası aranmaksızın 10'dan az çalışanı olan az tehlikeli işyerleri ile ayda otuz saati geçmemek şartıyla işyeri hekimi olarak anlaşırsa ancak o taktirde işe giriş raporlarını düzenleyebilir, onaylayabilir. Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar'ın yukarıda paylaşılan ibareleri de bunu teyit eder niteliktedir.

Ancak 18.6.2017 tarihinde 6331'deki “10'dan az” ibaresi “50'den az” şeklinde değiştirildikten sonra 1219'un 12. maddesinde ve dolayısıyla “Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar”da bu konuda herhangi bir güncelleme yapılmamıştır. Dolayısıyla 10-49 çalışan sayılı az tehlikeli işyerleri için aile hekimlerinin rapor düzenleyip düzenleyemeyeceği konusu kesinlik kazanmamış olmakla beraber, bu konuda iki kanun arasında çelişki doğmuş durumdadır.

6331'deki daha güncel olan düzenlemenin 1219'daki 10'dan az ibaresini zımnen değiştirmiş olduğunu kabul edelim desek, ancak halen mevcut uygulamada aile hekimleri 49 çalışana kadar çalışan sayısı olan işyerleri ile yarı zamanlı iş yeri hekimi olarak anlaşamayıp, sadece 10'dan az çalışanı olan işyerleri ile anlaşabilmektedir. Bu durumda kanunlarda yeni bir düzenleme yapılıp çelişkinin giderilmesi ve konunun açıklığa kavuşturulması gereği doğmaktadır.

Önemli Ek Not:

6331 sayılı kanunun 15. maddesinin 2. fıkrasına göre; “Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz.” bu ibarenin mefhum-u muhalifi değerlendirmeye alındığında, az tehlikeli işlerde çalışacak kişilerin işe başlatılmaları için işe giriş raporu alınması şart değildir (ancak iş sağlığı güvenliği açısından alınması tavsiye edilir). Fakat kurum ve kuruluşlar az tehlikeli işyerleri statüsünde olsalar dahi, işe başlatacakları herkesi sağlık raporu için bize yönlendirmekte, rapor için ısrar etmekte, ancak bu konuda mevzuatta belirtilen hususlarda incelik göstermemektedirler.

Aile hekiminin düzenleyeceği rapor nasıl olmalıdır?

Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar’dan anlaşıldığına göre aile hekiminin işe giriş için düzenleyeceği rapor “Durum Bildirir Tek Hekim Raporu” şeklinde değil, yukarıda bahsedilen 3 sayfadan ibaret olan “İşe Giriş ve Periyodik Muayene Formu” şeklinde olmalı ve gerekli tetkikler yapıldıktan sonra düzenlenmelidir. (Bu tetkikler sağlık gideri kapsamında değerlendirilmeyip SGK tarafından karşılanmadığından, bunlar için 2. basamak hastaneler ücret talep etmektedir. Ancak bu ücretler çalışana yansıtılmayıp 6331 sayılı kanunun 15. maddesinin 4. fıkrası gereği işveren tarafından karşılanmalıdır.)

Ancak 2017 yılının ikinci yarısında Milli Eğitim Bakanlığı’nın, çalışanları için bizden bu 3 sayfalık form şeklinde işe giriş raporu talepleri artınca Bakanlığımız Milli Eğitim Bakanlığı’na bunun uygun olmadığı yönünde bir yazı yazmıştır. İlgili yazıda Aile Sağlığı Merkezlerinde bu formda belirtilen odyolojik testler, SFT, radyolojik testler ve psikolojik testlerin yapılamayacağı, ASM’lerde sadece “Durum Bildirir Tek Hekim Raporu (Ek-6)” ve “Kişiye Ait Sağlık Bilgi Formu (Ek-7)” şeklinde rapor düzenlenebileceği, ilgili “İşe Giriş ve Periyodik Muayene Formu”nun aile hekimleri tarafından düzenlenemeyeceği vurgulanmış ve konunun çözüme kavuşturulması adına her iki bakanlık çalışanlarının katılacağı bir çalışma grubu oluşturulması teklif edilmiştir. Henüz bu grubun çalışma raporu yayınlanmamıştır. (MEB’e yazılan yazı).
 
Bu iki görüş birbiriyle çelişmektedir. Ancak yürürlükte olan mevzuat yukarıda bahsettiğimiz 6331 ve 1219 sayılı kanunlar ile Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar isimli rehber olup, bunlar işe giriş raporlarının “İşe Giriş ve Periyodik Muayene Formu” şeklinde düzenlenmesi gerektiğini belirtmektedir. Bunun uygun olmadığını belirten diğer yazı ise bir görüş yazısıdır ve görüş yazısında belirtilen ifadelerin geçerli olabilmesi için mevzuatta da bu doğrultuda güncelleme yapılması gerekmektedir. Yani yürürlükteki mevzuata göre uygun şartlarda aile hekimleri İşe Giriş ve Periyodik Muayene Formu şeklinde rapor düzenleyebilmektedir.
 
Ancak asıl önemli olan husus, aile hekimleri işe giriş raporu düzenleyecek olduklarında çalışılacak olan işyerinin tehlike sınıfını (NACE kodunu), risk analizini, yapılacak işin niteliğini, muhtemel meslek hastalıklarını bilmeli ve buna göre rapor düzenlemelidir. Bu da görmediği bir iş yeri için rapor düzenlemesinin uygun olmayacağı kanaatini doğurmaktadır. Dahası, aktif olarak iş yeri hekimliği yapan çoğu meslektaşımız bırakın görmediğimiz bir işyerinde çalışacak olanlara rapor tanzim etmeyi, iş yeri hekimliği sertifikası olup veya olmayıp da aylık belli saat yarı zamanlı iş yeri hekimliği yapmanın bile (yukarıda değinildiği gibi mevzuatta böyle bir hakkımız olduğu halde) çok büyük bir yasal risk doğurduğunu vurgulamaktadır. Çünkü tam zamanlı çalışılmadığından, hekim iş yerinde bulunmadığı zamanlarda meydana gelebilecek kazalar ve hastalıklardan haberdar olamayacak, yasal sorumluluğunu tam olarak yerine getiremeyecek ve büyük bir risk almış olacaktır.
 
Aile hekimleri tehlikeli veya çok tehlikeli bir işyerinde çalışacak fakat az tehlikeli bir iş yapacak işçiler için rapor verebilir mi?
 
Hayır. Böyle bir uygulama ve yaklaşım yoktur. Örneğin, inşaat şirketleri çok tehlikeli işyeridir. Bir inşaat şirketinde işçilerin yevmiyelerini kayıt etmekle görevli, yani masa başında çalışacak olan işçi için de aile hekimi rapor tanzim edemez. İşe giriş raporlarında kişinin iş yerinde yapacağı işe değil, iş yerinin “İşyeri (SGK) Sicil Numarası”ndaki “NACE kodu”na bakılır. İşyerinin tehlike sınıfı bu koda göre “tehlikeli” veya “çok tehlikeli” ise, kişinin orada ne iş yapacağının bir önemi yoktur. Nitekim işveren işçiyi işyerinde istediği gibi istihdam etmeye yetkilidir. İsterse masa başında kayıt tutan kişiyi birkaç gün sonra aktif işçi olarak inşaata çıkarabilir. Bu konuda 6331 sayılı kanunun 15. maddesinin 3. fıkrasındaki ibare “az tehlikeli işlerde çalışacaklar için” şeklinde değil,  “az tehlikeli işyerleri için” şeklindedir. Yani itibar işe değil işyerinedir.
 
İşyeri Sicil Numarası ve NACE kodu nedir? Nasıl bilinir/bulunur?
 
İşyeri Sicil Numarası “Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği”nin 28. maddesinde detayları belirtilmiş olan, kısaca işveren tarafından işyerinde çalıştırılan işçilerin sosyal sigorta işlemlerinin yapılabilmesi için SGK tarafından temin edilen 23-26 haneli numaradır. (ASM’lerde personel çalıştıran arkadaşlarımız biliyordur. Bilmeyenler dilerse muhasebeciden öğrenebilirler)
 
NACE kodu ise 4 veya 6 haneli olup, İşyeri Sicil Numarasının 2,3,4,5,6 ve 7. rakamlarının ilk dördü veya tamamıdır. Bu kod “Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması” gibi bir anlama gelen, iş kollarına ait istatistik sınıflama kodudur. Bu kodların detayları TÜİK internet sitesinden elde edilebilir. Ancak bizim için kodların kendileri değil, bu kodlara göre tanımlanmış olan işyeri tehlike sınıfları önemlidir. Bu tehlike sınıfları 2012 yılında Resmi Gazete’de yayımlanan “İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği” ile belirlenmiş, ilerleyen yıllarda ufak tefek güncellemeler yapılmıştır. En güncel hallerine yazının başındaki linklerden ulaşabilirsiniz. 


Örnek verecek olursak;
28621xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx  herhangi bir İşyeri Sicil Numarası olsun. En baştaki rakam yapılan işin özel veya kamu sektörüne ait daimi veya geçici olduğunu belirtmeye yönelik olan “Mahiyet kodu”dur (1 ise kamudaki devamlı işyerleri, 2 ise özel sektördeki devamlı işyerleri, 3 ise İŞKUR'dan alımlardaki gibi kamudaki geçici işyerleri anlamına gelir). Sonraki 4 rakam ise iş kolu kodu, yani NACE kodudur.

Örneğimizdeki
8621 koduna bakarsak;
86.21: Genel hekimlik uygulama faaliyetleri
86.21.02: Aile ve toplum sağlığı merkezleri tarafından sağlanan yatılı olmayan genel hekimlik uygulama faaliyetleri (yatılı hastane faaliyetleri ile ebeler, hemşireler ve fizyoterapistlerce gerçekleştirilen paramedikal faaliyetler hariç) => TEHLİKELİ

Yani Aile Sağlığı Merkezleri NACE koduna göre TEHLİKELİ sınıfta işyeridir.


Bir işverenin İşyeri Sicil Numarasını ve NACE kodunu bilmesi gerekir.
 
“Dosyaya koymak için, formalite icabı” gibi ifadelerle talep edilen raporların mevzuatta yeri var mıdır?
 
Halen yürürlükte olan 5510 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu” ve “Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği”ne göre; sigorta başlangıcı için, dosyaya koymak için, başlayış için, formaliteden gibi herhangi farklı bir sağlık raporu formatı yoktur. Bu mevzuatta sağlık raporu olarak sadece %40 ve üzeri özürlü olanlardan istenen engel durumunu belirten kurul raporu söz konusudur. Bunun dışında normal sağlıklı çalışanların sigorta bildirimleri için ayrı bir rapor talep edilmemektedir. Kanunun 4. maddesinde ve yönetmeliğin 9. maddesinde belirtilen “sigortalı sayılanlar”ın, mevzuatta belirtilen şartlara göre “sigortalı işe giriş bildirgesi” şeklinde bir formla işveren kişi/kurum tarafından SGK’ya bildirimi yapılır (Güncel uygulamaya göre çalışanlar e-devlet üzerinden sigortalı bildirimini kendileri de yapabilmektedir). Bu evraklar arasında da normalde sağlık raporu yoktur (ilgili evraklara ve açıklamalara aynı yönetmeliğin ekinden ulaşılabilir). O nedenle bu gibi ifadelerle talep edilen raporların aslı yoktur. Başlayış için gereken tek rapor işe giriş raporudur. Onun da bizimle alakalı şartları 6331 sayılı kanunun 15. maddesinde, 1219 sayılı kanunun 12. maddesinde ve Sağlık Bakanlığı'nın Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar rehberinin 25. sayfasındaki Genel Hükümler 8.6 numaralı maddesinde belirlenmiştir. Bunlar dışında bizim işe girişle alakalı veya sigorta başlangıcıyla alakalı herhangi bir rapor tanzim etme durumumuz yoktur.
 
İşe Giriş Raporu yerine Durum Bildirir Tek Hekim Raporu versek ne olur?
 
6331 sayılı kanunun 15. maddesi 1. fıkrası b) bendine göre işveren işe girişlerde, iş değişikliğinde, iş kazası meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde, ve işin devamı süresince çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla (yani periyodik muayeneler) çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır. Yani sağlık gözetimi aslen (kamu / özel fark etmeksizin) işverenin görevidir ve çalışana başta çalışacağı işyerinin risk analizi ve muhtemel meslek hastalıkları da göz önünde bulundurularak belli tetkiklerin işe giriş öncesi yapılması gerekmektedir. Bu tetkikler yapılmadan düzenlenecek olan raporların işe giriş raporu olarak herhangi bir hükmü yoktur ve çalışanı korumaz. Herhangi bir iş kazası veya meslek hastalığı durumunda SGK’dan ve işverenden hak talep etmesinin önü kapalı olur. Düzenleyen hekim için ise TCK'nin 250. maddesine dayandırılarak cezai yaptırım oluşma riskine zemin hazırlanmış olur. Aile hekimi (her ne kadar raporu şahısların kendi talep ve ısrarları ile düzenlemiş olsalar dahi) işe giriş raporu talebiyle gelen kişiler için Durum Bildirir Tek Hekim Raporu düzenlediklerinde, işverenlerin işe giriş muayenesi için yapacakları harcamaları gereksiz kılmak suretiyle işvereni maddi kayıptan kurtarmış olmak, ve dahası çalışanların işe giriş muayenelerinin usulüne uygun yapılmasının önüne geçmek suretiyle olası iş kazası durumlarında hak kaybı yaşamalarına zemin hazırlamaktan kusurlu sayılır. Çalışanların olası adli bir süreçte aile hekiminin kendisini yeterince bilgilendirdiği yönünde değil, aksine yeterli bilgilendirilmedikleri yönünde beyanda bulunma ihtimalleri daha yüksektir. Kaldı ki, aile hekimi tarafından yeterince bilgilendirildiği halde kendi ısrarları ile bu raporu aldığını beyan etseler bile, aile hekiminin taksirli sayılma ihtimali mevcuttur. Aslolan, çalışan için işveren tarafından işe giriş raporunun usulüne uygun olarak alınmasını sağlamaktır. (Usulüne uygun olarak işe giriş ve periyodik muayeneleri yapılmayan çalışanlar için tespit edilmesi halinde işverene 6331 sayılı kanunun 26. md. 1. fıkrası f bendine göre kişi başı 1000 TL ceza verilir.)
 
Aile hekimine kayıtlı kişiler, aile hekiminden o anki sağlık kayıtları ve fizik muayenesi çerçevesinde durum bildirir tek hekim raporu düzenlemesini talep edebilirler mi?

Hayır. Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 16 ve 17. maddesine göre hastaların bizden isteyebilecekleri şöyledir;


Alıntı:Kayıtları İnceleme
Madde 16- Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir.
Kayıtların Düzeltilmesini İsteme
Madde 17- Hasta; sağlık kurum ve kuruluşları nezdinde bulunan kayıtlarında eksik, belirsiz ve hatalı tıbbi ve şahsi bilgilerin tamamlanmasını, açıklanmasını, düzeltilmesini ve nihai sağlık durumu ve şahsi durumuna uygun hale getirilmesini isteyebilir.
Bu hak, hastanın sağlık durumu ile ilgili raporlara itiraz ve aynı veya başka kurum ve kuruluşlarda sağlık durumu hakkında yeni rapor düzenlenmesini isteme haklarını da kapsar.


Hasta Hakları Yönetmeliği'nde hastaların kendi durumları için rapor isteyebileceklerine dair herhangi bir ibare mevcut değildir. Sağlık raporlarının gerekliliği ancak mevzuatla (kanunlarla) belirlenebilir. Kanunlarla gerekli görülmemiş konularda kişiler ve kurumlar tarafından sağlık raporu talebi Anayasa'nın 17 maddesine aykırıdır:


Alıntı:I. Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı
MADDE 17- Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.


Dolayısıyla işe giriş raporu talebiyle müracaat edenlere “Benden genel durumunu dökümante eden bir rapor talep etme hakkı var” zannederek durum bildirir tek hekim raporu vermek, her ne kadar içeriğinde yapacağı işle alakalı bir ifade içermiyor bile olsa, yukarıda değinilen sebeplerle uygun olmayacaktır ve yasal riskler doğuracaktır. Ayrıca böyle bir rapor vermek en başta “6331’e göre uygun değildir” diyerek rapor vermeyip çalışanları uygun bir şekilde yönlendirmeye çalışan meslektaşlarımızı sözel/fiziksel şiddete karşı risk altında bırakabilir.

Her türlü raporu vermek aile hekiminin görevi midir?

5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 5. maddesi ve Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği 4. maddesi 3. fıkrası L bendine göre; ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörülen her türlü sağlık raporu, sevk evrakı, reçete ve sair belgeleri düzenlemek aile hekiminin görevidir. Ancak bunu her rapor talebini, talebin içeriğine uygun şekilde karşılamak (özel ibareli rapor, işe giriş için kullanılacağı belli olan tek hekim raporu, seksek oynama raporu vb. vermek) gerektiği şeklinde algılamamak gerekir. Yukarıdaki maddeyi okuduğumuzda verilecek sağlık raporlarının ilgili mevzuatla şeklinin belirtilmiş olması gerektiği açıktır. Bunlar da Sağlık Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar'da belirtilmiştir. Böyle olunca, talep edilen raporun hangi amaç için kullanılacağını bildiğimiz ve mevzuata uygun olmadığını düşündüğümüz halde, bunu yukarıdaki görev tanımlamasına  dahil gibi varsayarak "Kişinin o anki muayenesi ve sağlık kayıtlarına dayalı bir rapor istemek hakkıdır ve vermek de benim görevimdir" düşüncesi içerisinde bulunmak yukarıda belirtilen sakıncalardan ötürü uygun değildir. Kaldı ki, kişilerin kendileri için böyle bir rapor talep etme hakları olmayıp, sadece muayene kayıtlarını, aile hekimleri tarafından dökümante edilebilecek kronik hastalıklarını vb açıklayan, özetle kişilerin AHBS'de mevcut sağlık kayıtlarını içeren bilgileri, epikrizi vb basılı olarak isteme hakkı mevcuttur. Bu hakkı rapor talep etme hakkı olarak algılamamak gerekir.

Bütün bunları özetleyecek olursak:
 
Aile hekimlerinin yasal olarak işe giriş raporu düzenlemesi hakkında aşağıdaki maddelere dikkat edilmelidir:
 
1)   Çalışılacak iş yerinin NACE kodu bilinmelidir, buna göre iş yeri az tehlikeli olmalıdır
2)   İş yerinde çalışan sayısı en azından 6331'de belirtildiği gibi 50’den az olmalıdır (1219 sayılı kanuna göre 10'dan az olmalıdır)
3)   İş yerinin risk analizi bilinmeli ve incelenmelidir
4)   Risk analizine göre olası meslek hastalıkları değerlendirilmeli, ve bunlara göre uygun periyodik muayene planlanmalıdır
5)   Gerekli tetkikler istenmelidir
6)   Rapor “İşe Giriş ve Periyodik Muayene Formu” şeklinde düzenlenmelidir
7)   Uygun olan, iş yerinin takibinin ve kontrollerinin yapılabilir nitelikte olmasıdır. Ancak aile hekimliğinin diğer iş yükü ile beraber aile hekiminin bunu sağlaması mümkün olmayacaktır.

Çalışılacak yerin bir kamu kurumu olması bu sayılan şartları görmezden gelme sebebi değildir. Bu şartlar kamu kurumları için de geçerlidir. (Örneğin çalışılacak yer kamu kurumu bile olsa, az tehlikeli sınıfta değilse aile hekimleri tarafından işe giriş raporu düzenlenmemelidir). 6331 sayılı kanunda kamu kurumlarında çalışacak olanlarda aranan şartlar ve sağlık gözetimi hakkında farklı bir yaklaşım bulunmamaktadır. Sadece kamu kurumları ve 50'den az çalışanı olan az tehlikeli iş yerleri için kanunun 6. ve 7. maddelerinin yürürlüğe girmesi 01/07/2020 tarihine ertelenmiş olup, bu tarihe kadar sağlık gözetimi için aile hekimlerinden hizmet almalarının önü açılmıştır. Ertelenen maddeler ile, kamu kurumlarının işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ile işyeri hekimi çalıştırma zorunluluğu ertelenmiş olup, işe giriş muayenelerini yaptırma zorunlulukları ertelenmiş değildir. Yani kamu kurumları ve 50'den az çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinin de iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini kanunun öngördüğü çizgide sunmaları uygun olacaktır.

Özetle yasal riskleri göz önüne alındığında aile hekimlerinin işe giriş raporu tanzim etmesi çok doğru değildir. Ancak konunun mevzuat yönüne bakıldığında yukarıda açıklanan şartlara göre rapor tanzim edilebilir.
 
Bu yıl karşılaştığımız taşeron şirketten sürekli işçi pozisyonuna geçmek için talep edilen raporlar tam olarak nedir?
 
Bilindiği gibi 1 Ocak 2018 tarihinde Resmi Gazete’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından bir tebliğ yayınlanarak taşeron şirketlerde çalışan işçilerin sürekli işçi pozisyonuna geçmeleri işlemleri başlatılmıştır. İlk etapta sadece müracaatlar alınmıştır. Müracaatlarda ÇSGB tarafından herhangi bir sağlık raporu şartı aranmadığı halde kurumlar tarafından işçilerden sabıka kaydı, diploma fotokopisi, sağlık raporu gibi belgeler istenmiş ve hem vatandaşlar gereksiz bir çaba içerisinde bırakılmış, hem de aile hekimlerinin mevzuatta istenmeyen bir rapor yüzünden gereksiz bir şekilde meşgul edilmeleri sebebiyle kamu hizmetlerinde aksamaya yol açılmıştır. İlerleyen günlerde Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan bir yazı ile bu kişilerin sağlık raporu ibraz etmelerinin gerekmediği açıkça ifade edilmiştir.
 
Ancak müracaatlar tamamlanıp yapılan değerlendirmeler de sonuçlandıktan sonra yeni bir rapor problemi doğmuştur. Sürekli işçi kadrosuna geçeceği kesinleşen işçilerden ilgili kurumlar tarafından sağlık raporu talep edilmiştir. Gerekçe olarak 375 sayılı KHK’nın Geçici Madde 23 ve 24 maddeleri gösterilmiştir.

Kurumların Geçici Madde 23 ve 24’te sağlık raporuna işaret olarak kabul ettikleri kısım şöyledir:
Alıntı:657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak

Şimdi 657’deki bu kısımlara bakalım:
Alıntı:Genel ve özel şartlar:
Madde 48 – (Değişik: 12/5/1982 - 2670/14 md.)
Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.
A) Genel şartlar:
1. Türk Vatandaşı olmak,

4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak,
5. (Değişik: 23/1/2008 - 5728/317 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.
6. Askerlik durumu itibariyle;
  a) Askerlikle ilgisi bulunmamak,
  b) Askerlik çağına gelmemiş bulunmak,
  c) Askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak,
7. 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak. (53. madde engelli personel çalıştırılmasının şartlarını düzenliyor. Konumuzla alakası yok)
8. (Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.

(657 sayılı DMK için tıklayınız)

657’de Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak şartlardan birisi olarak görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak şartı yer alıyor. Ancak bunun sağlık raporu ile belgelendirilme şartı belirtilmiyor. Kişiler akıl sağlığının yerinde olduğunu kendi yazılı beyanlarıyla da belirtebilirler (birazdan dikkat çekici bir örneği gelecek). Kaldı ki memuriyete kabulle beraber 657’nin 3. bölümünde şartları belirtilen adaylık süreci başlar. Ve sağlık durumu hakkındaki yazılı beyanının doğru olmadığı amirleri tarafından tespit edilen kişilerin memuriyeti sonlandırılabilir. Ayrıca akıl sağlığının yerinde olduğunun sağlık raporu ile belgelendirilmesi gerektiğini kabul etsek bile, şu var ki kanunda akıl sağlığının yerinde olması kişinin işe (yani memuriyete) başlaması için şart koşulmaktadır. Böyle olunca da bunun belgelendirilmesi için istenecek sağlık raporu, 6331 sayılı kanunda belirtilen işe giriş raporu olmalıdır. İşe giriş raporlarının durumunu ise yukarıda elimizden geldiğince detaylı tartışmaya çalıştık.
 
Bu yıl karşılaştığımız sürekli işçi pozisyonuna geçişte istenen raporlar 375 sayılı KHK ile yukarıdaki ilgili 657 maddesine dayandırılmaya çalışılan ve akıl sağlığının yerinde olduğunu belgelemesi beklenen raporlardır. Ancak Sağlık Bakanlığı sürekli işçi pozisyonuna geçenlerden bu raporun alınmasını isterken; KPSS-2017/3 ve 2017/5’e göre ve yine 2018 yılı KPSS neticesinde işe başlayacak olan personelinden işe başlayış için bu konuda sağlık raporu değil sadece yazılı beyan istemekte ve aynı kanunun aynı maddesine dayandırılarak aranan bir şart hakkında farklı iki uygulama sergilemekte, böylece kendisiyle çelişmektedir.




Ayrıca Bakanlığımız tarafından işe giriş raporları hakkında Milli Eğitim Bakanlığı'na yazılan yazıda ASM şartlarında odyolojik testler, SFT, radyolojik testler ve psikolojik testlerin yapılamayacağı belirtilmiş olduğu halde, sürekli işçi pozisyonuna geçiş için istenen raporların düzenlenmesinde akıl sağlığı değerlendirmesinin ASM şartlarında yapılması beklenmektedir. Bu da ayrı bir çelişki içermektedir.

Özetle Bakanlıkça ilk etapta aile hekimlerinin direk kendilerinin düzenlemesi istenen ve sadece şüpheli durumlarda uzman hekime yönlendirmesi gerektiği söylenen bu raporlar hakkında hiçbir mevzuatta açık bir şart yoktur. 657’nin ilgili maddesinde kişilerin akıl sağlığının herhangi bir hekim tarafından sağlık raporuyla belgelendirilmesi şartı aranmamaktadır. Ayrıca Sağlık Bakanlığı da 2017 ve 2018 yıllarındaki KPSS sonuçlarına göre yerleştirmesini yaptığı personelinden sağlık raporu ve adli sicil kaydı istemeyip, her ikisi için de yazılı beyanı yeterli görmüştür (doğrusu da bu olmalıdır). Bunları bir bütün halinde değerlendirdiğimizde uygulamada bir çelişki ve yanlışlık olduğu açıkça görülmekte ve sürekli işçi pozisyonuna geçişlerde Sağlık Bakanlığı’nın neden rapor şartı aradığına anlam verilememektedir.
 
Daha güzel günlerde daha uygun şartlarda daha iyi hizmetler sunabilmek ümidiyle.
 
(Bu yazı yeni gelişmeler ve içeriğindeki muhtemel hatalar sebebiyle ileride güncellemeye açıktır)
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren forum.konahed.org adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. forum.konahed.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri iletisim linkimizden bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.